Nafaka Davası

Nafaka Davası

Hukukumuzda nafakaya ilişkin olarak düzenlemelerde bulunulurken, nafaka alacaklısı bakımından ayrıma gidilmiş ve eş ile çocuklar için hükmedilecek olan nafakalar farklı koşullara bağlanmıştır. Zira çocuğun hakları üstün nitelikte haklardan kabul edilmiş ve nafakaya ilişkin düzenlemelerde de işbu ilke temel kabul edilmiştir. Evlilik birliğinin sona ermesi halinde veya yasada belirtilmiş sair durumlarda çocuk için hükmedilecek olan nafakaya iştirak nafakası denmektedir. Şöyle ki;

  1. Kavram:

İştirak nafakası;

“Boşanma, ayrılık veya evliliğin butlanına karar verilmesinden sonra, velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, velayet hakkı kendisine bırakılan eşe çocuğun/çocukların bakım, eğitim ve sağlık giderleri için gücü oranında aylık olarak ödemesi gereken para”

olarak tanımlanmaktadır. İlgili yasal düzenlemelerimiz gereğince; iştirak nafakasına ilişkin talepte bulunma hakkı kural olarak velayeti elinde bulunduran eşe aittir. Ancak; ayırt etme gücüne sahip olan çocuğun da kendisi için iştirak nafakasına hükmedilmesi amacıyla talepte bulunması mümkünüdür.

  1. Koşulları:

Öncelikle belirtmek gerekir ki; diğer nafaka türlerinde olduğu gibi bu nafakada da nafaka ödemekle yükümlü kılınacak kişinin ödeme gücü büyük bir öneme sahip olup, mahkemelerce de titizlikle incelenmektedir. Kendisine velayet hakkı verilmeyen ve kural olarak iştirak nafakası ödemekle yükümlü eşin ekonomik gücü yoksa ve/veya yetersizse, iştirak nafakasına hükmedilemeyecektir. Zira ilgili yasa hükmünde de açıkça ifade edildiği gibi, bu nafakaya yükümlüsünün ekonomik gücü oranında hükmedilebilecek olup, kişinin bu güçten yoksun olması iştirak nafakası yükümlüsü olarak belirlenmesine engel teşkil etmektedir.

İştirak nafakası talepleri; boşanma, ayrılık veya evliliğin iptali davaları devam ederken, bu davalar içinde ileri sürülebileceği gibi bu davalara ilişkin verilmiş olan kararların kesinleşmesinin ardından ayrı bir dava ile de ileri sürülebilmektedir. Boşanmadan sonra açılacak olan davalarda yetki hususu ise ayrıca düzenlenmiş olup, işbu davalarda yetkili mahkemeler nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemeleridir.

İştirak nafakasına hükmedilebilmesi için evliliğin mutlaka boşanma ile sona ermesi koşulu aranmamaktadır. Zira mahkeme tarafından ayrılığa veya evliliğin iptaline karar verilmesi durumlarında da koşulları mevcut ise, velayet hakkı kendisine verilmeyen eş bakımından çocukla kişisel ilişkisinin yanında çocuğun bakım, sağlık ve eğitim giderleri için iştirak nafakası ödenmesi takdir ve tayin edilebilecektir.

Hâkim tarafından çocuğun giderleri için iştirak nafakasına hükmedilebilmesi için, yoksulluk nafakasında geçerli olan taleple bağlılık kuralı söz konusu değildir. Yani mahkeme; tarafların talepleri ile bağlı olmayıp, şartların mevcudiyeti halinde re ’sen de iştirak nafakası ödenmesine karar verebilecektir.

Anlaşmalı boşanma davası esnasında; tarafların iştirak nafakasına ilişkin olarak miktar, para cinsi gibi belirlemelerde bulunmaları mümkündür. Ancak tarafların bu hususlarda mutabakata varmaları yeterli olmamakta; iştirak nafakasına bu koşullarda hükmedilmesi için, söz konusu anlaşmanın hâkim tarafından uygun bulunması gerekmektedir.

İştirak nafakası ile yoksulluk nafakası arasındaki farklardan biri de anlaşmalı boşanma hükümlerinin işlerlik kazandığı hallere ilişkin olarak karşımıza çıkmaktadır. Taraflar hakkında anlaşmalı boşanma hükümleri dahilinde boşanmaya karar verilmesi durumunda; eşlerin bu boşanma davasında kabul edilmiş olan protokol ve sair anlaşmalarda yoksulluk nafakası talebinde bulunmamış olmaları, bu boşanma kararının kesinleşmesinin ardından bu taleple ayrıca bir dava açmalarına engel teşkil etmektedir. Ancak iştirak nafakasında bu durum karşımıza daha farklı çıkmakta; eşlerin anlaşmalı boşanmaya ilişkin protokolde iştirak nafakası talebinde bulunmamış olmaları, işbu boşanma kararının kesinleşmesinin ardından ayrıca bir dava ile iştirak nafakası talep edilmesine herhangi bir engel oluşturmamaktadır.  Zira iştirak nafakası kamu düzeninden kabul edilmekte ve hâkim tarafından herhangi bir talebe bağlı olmaksızın, aksinin açıkça ifade edilmediği hallerde re ‘sen hükmedilebilmektedir.

Birden fazla çocuğun bulunması;

İştirak nafakasına konu çocuk sayısının birden fazla olması durumunda, hâkim tarafından her çocuk için yaş, eğitim veya sağlık koşulları nispetinde ayrı ayrı değerlendirme yapılarak karar verilecektir. Zira yaşları, eğitim veya sağlık durumları birbirinden farklı olan çocukların, giderleri de birbirinden farklı olacağından, hukuka ve hakkaniyete uygunluğun temin edilebilmesi için bu hususun titizlikle değerlendirilmesi gerekecektir.

Mahkeme tarafından verilen boşanma, ayrılık veya evliliğin butlanına ilişkin kararın veya buna ilişkin olarak açılan davanın kabul edilmesine yönelik kararın kesinleşmesiyle başlayacak olan iştirak nafakası, yoksulluk nafakasında olduğu gibi süresiz bir geçerliliğe sahip olmayacaktır. Zira ilgili yasal mevzuat hükümlerimiz gereğince, iştirak nafakası erginliğine erişmemiş çocuklar için öngörülmüş olup, söz konusu kararların kesinleşmesinden itibaren başlayan iştirak nafakası kural olarak çocuğun erginliğe erişmesine kadar geçerli olacaktır.

Burada erginliğe erişmiş çocuklar için bir parantez açmakta fayda bulunmaktadır. Zira Yargıtay tarafından yerleşik hale getirilmiş görüşe göre, çocuk ergenliğini kazanmış olsa da eğitimi devam ediyorsa; çocuğun işbu eğitim süresi ile sınırlı olarak iştirak nafakası ödenmesine karar verilebilecektir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; hükmedilmiş olunan iştirak nafakası erginlikle sona ereceğinden, çocuğun ergenlikten sonraki dönemine ilişkin olarak iştirak nafakasına hükmedilebilmesi için, bu yönde bir dava açılması gerekmektedir.

İştirak nafakası çocuğun ergenliğini kazanması nedeni ile sona erebileceği gibi, velayetin halihazırda elinde bulunduran eşten alınması durumunda, bu kararın kesinleşmesi ile de sona erebilecektir.

Evlilik dışı doğan çocukların durumu;

İştirak nafakası yükümlülüğü evlilik dışı doğan çocuklar bakımından da geçerli olup, çocuğun velayeti kendisinde bulunmayan anne ya da baba, çocuğun eğitim, sağlık ve sair giderlerine katılmakla yükümlü olduğundan, gerekli koşulların mevcudiyetine bağlı olarak iştirak nafakasına hükmedilebilecektir. Yine, boşanma davasının sona ermesinden ve bu yöndeki kararın kesinleşmesinden sonra doğmuş çocuklar için de ayrı bir dava açılarak iştirak nafakası talebinde bulunulabilecektir.

  1. Miktar:

İştirak nafakası miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Ayrıca çocuğun da bir gelirinin bulunduğu durumlarda, işbu gelir de nazara alınarak nafaka miktarı takdir ve tayin edilecektir.

Önemle belirtmek gerekir ki; ilgili yasal düzenlemelerimiz ve yargısal içtihatlar gereğince, lehine yoksulluk nafakası hükmedilmiş olup velayet hakkına sahip olmayan eş aleyhine iştirak nafakasına hükmedilmesi mümkün bulunmaktadır.

  1. Zamanaşımı: 

İştirak nafakası kural olarak çocuk ergenliğine erişene kadar her zaman talep edilebilmektedir.

Taglar:
Afyon Afyon Avukat afyon boşanma avukatı afyon çekişmeli boşanma afyon nafaka avukatı afyonkarahisar boşanma avukatı boşanma protokolü